Anasayfa / Blog / Gezi / Konu - 2846


Konuya Cevap Yaz

Bugün Amasya’nın yerleştiği topraklarda günümüzden yedi bin yıl önce de yaşayanlar olmuştur. Ancak ilk yerleşik düzen, Hititler’in kurduğu uygarlık ile başlamıştır. Persler, Pontus Krallığı ve Romalılar döneminde bastırılan gümüş ve bronz sikkelerde şehrin ismi Amesseia olarak görülmektedir. Ünlü Yunanlı tarihçi, coğrafyacı ve filozof Strabon bu şehirde doğmuştur ve o da şehrin adını Amesseia olarak ifade etmiştir (MÖ 64 – MS 24). Strabon’un anlatılarına göre Amazon kraliçesi Amasis burada yaşamış ve şehre adını vermiş. Strabon dünyanın ilk coğrafyacısıdır.


Yeşilırmak kenarında kurulan Amasya, Osmanlılar döneminde de değer görmüştür. Birçok Osmanlı şehzadesi burada eğitim görmüş ve yetişmiştir. Amasya bu nedenle şehzadeler şehri olarak bilinir.


Şehrin sırtını yasladığı Harşena Dağı üzerine savunma amaçlı yapılmış Amasya Kalesi yer alıyor. Kalenin nehre kadar inen sekiz savunma hattı var. Roma ve Pontuslular arasındaki savaşlarda çok hasar göre Kale, 1075’te Türkler Amasya’yı fethedince ciddi bir onarımdan geçmiştir.

Kale üç bölümden oluşuyor: Yukarı Kale (Harşena), İçeri Şehir (Hatuniye Mahallesi) ve Kızlar Sarayı. Hatuniye Mahallesi’nde, antik sur duvarları üzerinde, eski Amasya evleri, hamamlar ve camiler bulunuyor.


İç kalenin üzerinde yer alan mağaraların altında Kral Mezarları bulunuyor. Bunlar, antik çağda kralların adına yapılan anıt mezarlardır. Yeşilırmak Vadisi boyunca büyüklü küçüklü 23 kaya mezarı bulunan bölge Krallar Vadisi olarak bilinir. Kral Kaya Mezarları’nın en gösterişlisi Aynalı Mağara’dır. Adını Güzelcekız efsanesinden almıştır.


Kızlar Sarayı ise onaltıncı yüzyılda İsfendiyar Bey tarafından torunu için yaptırılmış ve 150 yıl boyunca Osmanlı şehzadelerine ve hatunlarına mekan olmuştur. Bugün ne yazık ki harap durumdadır.

Amasya’da tarihten izler çok fazladır. Örneğin 1247 yılında Selçuklular zamanında yaptırılan Burmalı Minare Camii, 1267 yılında yine Selçuklular tarafından yaptırılan Gökmedrese, İlhanlılar zamanında 1309 yılında yaptırılan Bimarhane, 1428 yılında yaptırılan Yörgüç Paşa Camii, 1486 yılında yaptırılan ve içinde bulunan cami, medrese, imaret ve tabhane ile İkinci Beyazıt Külliyesi, 1488 yılında Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan Kapı Ağa ya da Büyük Ağa Medresesi ve Yeşilırmak üzerinde onikinci yüzyılda yaptırılan Çağlayan Köprü bunlardan birkaçıdır.

Amasya Müzesi’nde sergilenen en meşhur eser ise, antik döndemden günümüze ulaşan Hititler’e ait Teşup’un heykelidir. 22 santim boyundaki bu heykel Hurriler’in gökyüzü ve fırtına tanrısına aittir.


Bir de mutlaka görülmesi gerek Mumyalar Müzesi var. İçinde ondördüncü yüzyılda bu bölgede hüküm süren Danişmendliler ve İlhanlılar’a ait olduğu tahmin edilen sekiz mumya bulunan bu müze, dünyadaki tek Müslüman mumyalar müzesidir. Bu mumyalar Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de anlatılmaktadır.


Konuya Cevap Yaz
YUKARI GİT
×

Gönderiyi Düzenle

Yükleniyor